25 Eylül 2008 Perşembe


Ege’de tatil yapmak dahası çılgın bir tatil yapmak denilince akla gelen ilk yer Bodrum’sa ikincisi de hiç kuşkusuz Marmaris’tir. (En azından benim naçizane fikrime göre). Kalabalık caddeleri, sabahlara kadar süren gece hayatı, masmavi denizi ve eşsiz güzellikteki koyları Marmaris’i gerçekten çekici kılıyor.


Ancak bu kalabalıklarla birlikte tatil yapmak niyetinde değilseniz yani çılgınca değil de dingince bir tatil sloganı ile yola çıkarsanız bir seçeneğiniz var. Orhaniye Köyü! Efsaneleri ile ünlü bu köy kendisini ziyaret edenlere sakinliğinin ötesinde başka tatlarda sunuyor.


Yemyeşil çam ormanlarının arasında saklambaç oynayan Orhaniye Köyü, Kızkumu adı verilen kıyıoku ve burası ile ilgili efsane çeşitlemeleriyle hem sizi zamanın ötesine götürüyor hem de muhteşem bir tatili muştuluyor. Ama Kızkumu’nda yürüyüp de bunları hissetmeyen varsa ya da olursa ben doğru Bodrum’un çılgın ve aslında gün geçtikçe monotonlaşan eğlencelerine yol almasını tavsiye ederim. Ancak burada Bodrum’u kötülediğim gibi bir düşünce çıkarılmasın tabii ki şahane koyları ve köyleri olan Bodrum’da sevdiğimizi şirin, tatlı tatil beldelerimizdendir fakat buradaki hassasiyetim Kızkumu’nun olağandışı görüntüsünden ve yarattığı “Amanın denizin üstünde yürüyorum yav!” duygusundan ileri geliyor.



Efsane ile doğanın kesişimi... Bir Anadolu efsanesinde yürümek...


Bir rivayete göre!
Efsane yörede yaşayan köylülere göre değişiklik gösteriyor. Bir versiyonuna göre yüzlerce yıl önce bu yörede yaşayan Kral, kızlarını yetiştirdiği üzümlerin başında beklemelerini emretmiş. Ama bizim prensesler, tabii gençler kanları kaynayor türlü hulyalar içinde yorgunluktan uykuya dalmışlar ve üzüm leri korsanların çalmasına engel olamamışlar. (Buraya kadar hikaye süper de korsan kısmı beni biraz zorluyor). Bunun üzerine babalarının gazabından korkan prensesler kendilerini korumak için eteklerindeki taşlarla denizden karşı kıyıya geçmeye çalışırlar. Ve denizin tam ortasında taşları biten iki prenses boğulur.
Kızın adım attığı yerler kumsala dönüşür!

İTALY


Pizza kulesi, enfes pizzaları ve daha bir çok özelliği ile İtalya...

Önemli şehirleri : Roma, Floransa, Venedik, Napoli, Milano, Torino, Ravenna, Genova
Uçuş süresi : 3 saat ( İyi yolculuklar)
Para birimi: Euro
Yüzölçümü: 301.323 kilometrekare
Saat farkı: Saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayın!
Resmi dil: İtalya'nın resmi dili olan İtalyanca’dır. İngilizce ve Fransızca genelde anlaşılır
Başkenti : Roma
Sıcaklık : Akdeniz ikliminin görüldüğü İtalya'da yazlar sıcak ve kurak, kışlar güneyde ılık, kuzeyde ise soğuk geçmektedir .Yaz ortalama sıcaklık: 20 derece. Kışın ise ortalama sıcaklık: 11 derece olur.
Nüfus: Yaklaşık 58.720.890
Vize: Schengen vizesi gerekmektedir
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Nasıl telefon edilir: 00+90+Alan kodu+ Telefon numarası. (Cep telefonu çalışmaktadır.)
Türk konsolosluğu: Via San Barnaba, 30 Milano (00-39-2) 551 3370 Milano Linate hava alanı: (00 39 2) 281 06306
Telefon kodu : 0039 Roma:06, Milano:02, Floransa: 55, Venedik: 41,
Ambulans: 118
Polis: 113 (Carabinieri 112)
BAŞKENT: ROMA
Colosseum
Adını duymak bile insanın içine romantizm, gizem ve büyülü duygular yaymaya yetiyor. Evet Roma aşıkların ve romantizm kenti... Roma’da gezdikten sonra size kattığı şeylere hayret edeceksiniz. Colosseum binasının mimarisi ve eski yıllarda yapılan gladyatör savaşları sizi heyecanlandıracak, İspanyol merdivenlerinden yukarı tırmanırken kendinizi kraliyet zamanlarında ki kral ve kraliçeler gibi hissettirecek, kiliselerin yapılış hikayeleri ve efsanelere dönüşmüş anıları ilginizi çekecek ve aşk çeşmesine para atıp dilek dilerken yüzünüzde büyük bir gülümsemeyle bir daha ne zaman buraya gelebileceğiniz planlarını yapıyor bulacaksınız kendinizi.
ŞEHİR: MİLANO
Alışveriş için tercih edilen bir şehir olan Milano, genellikle mağazaları, lüks kafelerinde keyifle içilen bir bardak şarap eşliğinde size sunulan manzarası, futbol tutkusunun dolu dizgin yaşandığı statları... Milano’da yapılabilecek, keşfedilecek o kadar çok şey var ki! Siz bu fırsatı kaçırmamaya çalışın. Milano’yu fotoğraf karelerinde gördünüz mü? İşte o fotoğraf karelerindeki, yapımı 500 yılı alan 135 sivri kule ve minik heykellerle dolu olan bu yapı Milano Katedrali’dir.
Vıttorıo Emanuele Galerisi katedraller ve müzeleri gezmek ne kadar ilginizi çeker bilinmez ama, en azından önünden geçerken kafanızı kaldırıp bir bakın ve bu muhteşem yapıların mimarisi sizi büyülemeye yetsin.

ŞEHİR: VENEDİK
Gondollar, köprüler, kanallar, tarih ve karnavalları ile büyüleyici bir atmosfer. 117 su kanalı ve 400 köprülü su labirentine sahip olan Venedik’te gondollarla gezi yaparken altından geçtiğiniz köprülerin güzelliğine hayran kalabilirsiniz.
San Marco (St. Mark) Meydanı: Dünyanın en güzel meydanlarından biri olan meydan, etrafta uçuşan güvercinleriyle ünlüdür. Venedik’in merkezi olarak adlandırılır.
Dükler sarayı: Venedikliler için manevi değeri çok yüksek olan bu saray, güç ve ihtişam sarayı olarak düşünülür. Sarayın avlusu heykellerle canlılık kazanırken, içi ise sanatın izlerini taşımaktadır.
Campanile (Çan Kulesi): Kuleleriyle de göz dolduran Venedik’in en önemli kulesi ise Campanile'dır. (Çan Kulesi) 99 metre yüksekliğinde olan bu kule, gondol gezilerinizden biraz zaman ayırıp Venedik’e birde tepeden bakmanız için bulunmaz bir fırsattır.
ŞEHİR: FLORANSA
Permesan peyniri, zeytinyağı, ünlü küçük butikleri Floransa denince aklınıza bunlar mı geliyor? İtalya tam anlamıyla katedral ülkesi her şehirde ayrı güzellikte bir katedral var.
Santa Marıa Del Fıore (Dom) Katedrali: Mermerlerinde ki zümrüt yeşilinin, bu yapıya ayrı bir büyü kattığını ve İtalya bayrağının renklerinden ilham alınarak yapılması gibi ince detaylara dikkat etmelisiniz. Bu katedrale ulaşmak için bir kaç merdiven tırmanmanız gerekiyor ancak, sonunda bir yanınızda katedral, bir yanınızda Floransa manzarasının keyfi ile bu yorucu tırmanışa değeceğiniz göreceksiniz.
Michelangelo, Leonardo da Vinci, Dante, Machiavelli, Galileo ve Medici gibi büyük sanatçıların yaşadığı bir şehirde kendinize ait neler bulunmaz ki? Arno Nehrinin üzerinde bulunan köprüler ise ayrı bir dünyadır. Köprülerin en dikkat çekici olanı ise "Ponte Vecchio" köprüsüdür.
Pizza Kulesi (Piza Bölgesi)
Yapımı 1350 yılında tamamlanan, İtalya resimlerinde genellikle görmeye alışık olduğumuz meşhur eğik kule, Pizza Kulesi... Yıkılma tehlikesi var mı? Yok mu? Bu bir yapım hatası mı? Zemin bozukluğu mu? Burayı gördüğünüzde aklınızdan o kadar çok soru geçecek ki! Belki de bu yapıyı bu kadar meşhur yapan bu sorulardır. Siz en iyisi Pizza Kulesi’ni görmeden bu sorularla kafanızı fazla yormayın! Bu yapıyı karşınızda gördüğünüzde, kafanızda ki soruların hepsini bir kenara bırakıp, sadece seyretmekle kalacaksınız.
NE YESEK?
İtalya, yemek kültürünün çok geliştiği ülkelerden bir tanesi. Muazzam sofraları, Napoli’de yenen pizza, İtalyan peyniri, şarapları makarnaları pastaları... bütün mükemmel tatların hepsi bir arada İtalya'da. Bu ülkede her şehir ayrı bir yemeği ile ünlü demek yanlış olmaz herhalde! Pizzayı İtalya'da her şehirde bulabilirsiniz, ancak Napoli'de pizza keyfi başkadır. Burada pizzanın her çeşidini bulmanız mümkün, nede olsa pizza cennetindesiniz. Eskiden sadece margarita, yani domates ve peynirle yapılan pizzaya zamanla her çeşitten garnitür konularak çok farklı tatlar ortaya çıkartmıştır. İtalyanlar, pizza ve makarnalarına lezzet katan özel soslarını bir sır gibi saklamaya özen gösterirler. "Salsa di pomodoro" yani sade soslu makarna, İtalya'nın en meşhur makarnasıdır. Napoli ve Roma’da en lezzetli makarnaların tadına bakabilirsiniz. İtalyan şarapları ise tadına bakmadan dönmemenizi öneririz. Özellikle, Barbera, Sicilya, Bardolino, Barolo ve Merlot şarapları; sunumlarına verilen özen, bardak seçimleri mükemmel tatları ve bunun yanında İtalya’da olmanın verdiği keyifle adeta size başka başka hayatlar yaşatacak. İtalya hakkında bir kaç ufak ayrıntı ise, reçel ve biftek hakkında olacaktır. Arno Nehri'nin kıyısında Floransa usulü bifteğin ve İtalya reçellerinin tadına bakmadan dönmeyin.

NE ALSAK?

İtalya en ünlü tasarımcıların, en ünlü butiklerin ülkesidir. Milano, Venedik, Floransa; İtalya’da modanın kalbinin attığı şehirlerdir. Valentino, Ferre, Ellesse gibi dünyaca ünlü İtalyan markalarını kendi ülkesinde bulmak, İtalyan imzalı bir takım elbiseyi buradan almak size çok büyük bir keyif verecektir.
Küçük butikleri Floransa’da, dünyaca ünlü moda evlerini Venedik’te ve hem küçük butik hem büyük mağazalar ve ünlü markaları bir arada bulabileceğiniz yer ise; Milano, "Corso Vittorio Emanuello" ve "Via Monte Napoleone" caddeleridir. Güzel bir kumaş alıp yetenekli bir terzinin ellerinden çıkmış bir elbise giymek isterseniz adresiniz, Floransa’da bulunan "Tornabuoni Caddesi" olmalıdır

HAYAL ÖTESİ GÖRÜNTÜ


’Simplink’ özelliği tek kumanda ile TV ve ev sinema sistemlerini HDMI bağlantısı üstünden kontrol edilmesine olanak veriyor. 37, 42, 47 ve 60 inç boyutunda olan Cannes Special Edition LG LCD’ler, evdeki sinema keyfinin değişmez adresi olmaya adaylar. XD Engine yazılım teknolojisine sahip yeni model LG LCD’lerin çözünürlükleri 1920x1080. Dinamik kontrast oranları 5000:1. LG Electronics’in has ‘Dimple Hoparlör Teknolojisi’nin yapısındaki bileşenler sayesinde sabit ve bozulmamış ses dalgaları oluşur. LG’ye özel zarif hoparlörler güçlü ve net ses üretiyor. Dönebilen stantlara sahip yeni model LG LCD’ler 2 tane HDMI girişine sahip.’Simplink’ özelliği ile tek kumanda ile TV ve ev sinema sistemlerini HDMI bağlantısı üstünden kontrol edilmesine olanak veriyor. Örneğin bu özellik sayesinde LCD’nizi kapattığınızda ev sinema sisteminiz de otomatik olarak kapanmış oluyor. Dokunmatik Kontrol özelliği ise LCD’nizi yenilikçi arayüz teknolojisi ile son derece kolay kontrol etmenizi sağlıyor. Sadece yumuşak bir dokunuş ses, kanal, menü, giriş, TV/Video seçimi ve açma/ kapatma için yeterli olacaktır. CCFL arka aydınlatmaya teknolojisine sahip LG LCDTV’ler ekrana yansıyan renkleri açığa çıkaran TruC teknolojisi ile zenginleştirilmiş renk üretip, geniş izleme açısı oluşturan TruV teknolojisi sayesinde ise daha geniş renk gamı sunuyor

19 Eylül 2008 Cuma

Havuzu beyaz altın kaplı Atteleia Shine Luxury Otel

70 milyon euro yatırımla hayata geçirilen, havuzu beyaz altın kaplı Atteleia Shine Luxury Otel, Antalya Belek’te açıldı. Açılır açılmaz da lüks otelleriyle ünlü Belek’in ‘en pahalı oteli’ unvanını eline geçirdi. Çünkü bu otelin kral dairesinde bir gece konaklamanın fiyatı 18 bin dolar. Otelin, 65 metrekare olan en ucuz odası ise gecelik 600 dolar. Shine Otel’in yatırımcısı Aköz Şirketler Grubu’nun Başkanı ve aynı zamanda Beşiktaş’ın eski asbaşkanı Faik Akdil, saray ihtişamında bir otel yaptıklarını, bu nedenle 50 milyon euro olarak öngörülen yatırım tutarının 70 milyon euroyu aştığını, açılışın da tahmin edilenden çok daha geç olduğunu belirtti.

300 odalı Shine Otel’in şu anda sadece 17 odası dolu. Faik Akdil, talebin düşük olmasını, otelin yeni olmasına ve henüz yeterince iyi tanıtılmamasına bağlıyor. Akdil, her müşteri için özel bir personelin tahsis edildiği otelin 1 gece boş kalmasının maliyetinin ise 150 bin dolar olduğunu ifade ediyor. Akdil, bu yıl için Shine’da 2 bin-2 bin 500 kişi ağırlamayı öngörüyor.
İtalyan kumaşına 5 milyon euro
Avrupa’nIn en lüks oteli olma iddiasıyla yola çıkılan Shine Otel’de, bu doğrultuda masraftan kaçınılmamış. Afyon’daki ocaklardan özel olarak Shine için çıkarılan mermerler, İstanbul’a götürülüp kesilmiş, sonra Antalya’ya getirilmiş. Shine’ın sadece mermer masrafıyla küçük çaplı bir otel inşa edilebilir. 76 kilometre mermer için harcanan miktar 8 milyon euro civarında. Otelin mobilyaları ise Fransa’dan getirilen antikalardan oluşuyor. İpeklerin de İtalya’dan ısmarlandığını vurgulayan Aköz, tekstile harcanan paranın 5 milyon euroyu, aydınlatma kaleminin ise 5 milyon doları bulduğunu belirtti.

Tansiyona ilaç gibi gelen mucize bitkiler hangileri?

Tansiyon hastalarının en fazla tüketmesi gereken meyve ve sebzenin çilek ve ıspanak olduğu bildirildi. Sinsice gelişen tansiyon konusunda bilinçlenmenin hastalığı önlemede etkili olacağı kaydedildi. Tansiyonun sessiz ve derinden geliştiğini ve tespit etmenin çoğu zaman güç olduğunu belirten uzmanlar, tansiyonu önlemede beslenme alışkanlıklarının oldukça önemli olduğunu söylediler.

Anne annelerimiz ve büyükbabalarımızın tıbbi bilgileriyle günümüzdeki tıbbi tavsiyeleri birleştirerek iyi neticeler alınabileceğini kaydeden uzmanlar şunları söyledi:

KALBE, GÖZE, BÖBREĞE

“Çilek ve ıspanağın tansiyona iyi geldiğini biri söylese inanmazsınız. Aslında körpe ve bol sulu çilekler insanın dolaşım sistemini temizliyor. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için birebir. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu için yüksek tansiyon ve kolesterolü düşürür. Yalnız şeker hastaları dikkat etmesi gerekir" uyarısında bulundular.

EN KUVVETLİ ANTİ SEBZE

Ispanağın da tansiyona karşı kuvvetli anti sebze olduğuna işaret eden uzmanlar, “Ispanak kalp hastalıklarına, felce, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, ruhi dengesizliklere ve yaşlılık lekelerine etkilidir" dedi.
alıntıdır...

14 Eylül 2008 Pazar

BEL FITIĞI NEDİR?


Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.

OMURGANIN YAPISI
Kafa tabanından, kuyruk sokumuna kadar devam eden kemik sistemine omurga denir. Omurga Yastıkçık (disk) dediğimiz kıkırdaklarla birbirine bağlanmış omur cisimciklerinden meydana gelir. Bu karmaşık yapının ortasında omurilik bulunur ve beyinden gelen emirleri , sinirler vasıtasıyla çevre organlara iletir. Omurga aynı zamanda gövdenin dik durmasını sağlayan kemik sistemidir.
Vücut ağırlığının 2/3 kadarına taşıma görevi görür. Bu zorlu görevi sadece omur ve yastıkçık dediğimiz kemik ve kıkırdak sistemiyle değil, bunlar arasındaki bağ dokusu, sırt adeleleri ve karın adelelerinin gücüyle sağlar. Beş adet bel omuru bulunur.
İNTERVERTEBRAL DİSK MESAFESİNİN YAPISI

İntervertebral disk dediğimiz yapı, kısaca omurgalar arası yastıkçık olarak adlandırılır. Omurgalar arası bir eklem olması yanında, omurgalara binen yükü emici göreve sahiptir.
Yapısına baktığımızda 3 ayrı kısma ayrıldığını görürüz:
1-Kıkırdak doku: Alt ve üst omurgalara bütünüyle yaslanan ve tüm omurga genişliğindeki kıkırdak yapıdır. Her iki omurga arasındaki çekirdek kısmı sınırlar.
2-Bağ dokusu (anulus ): Ortadaki çekirdek kısmı çepeçevre saran kuvvetli bir yapıdır. Bu elastik bağ dokusu omurganın ön kısmında en kuvvetli, omurilik ve sinirlerin yer aldığı arka kısım ve özellikle yanlarda daha zayıftır.
3-Çekirdek kısım (nukleus): Jelatin kıvamında , su içeriği fazla bir yapıdır. Çevresini saran elastik bağ dokusuyla birlikte, omurgaya binen basıncı karşılar.

Çekirdek dediğimiz kısmın , bağ dokusu dediğimiz elastik kısmı yırtarak, omurilik kanalı ve sinir köklerine bası yapacak tarzda yırtılmasına bel fıtığı diyoruz. Bu yırtılma sonucu çekirdek kısım sadece bağ dokusunu omuriliğe doğru ittiği gibi (en hafif şekli -bulging) , bağ dokusunun tam yırtılmasıyla omurilik kanalında serbest parçacık şeklinde yer alabilir (en ağır durum- akmış, serbest disk).

Rio De Janeiro


Şehir Hakkında Bilgiİnsanlar renklidir, yaşam renklidir, karnaval renklidir, gece hayatı renklidir. Her şeyi ile renkli bir şehirdir.Rio De Janeiro , Brezilya'nın önemli şehirlerinden olmasının dışında adından oldukça söz edilen bir şehirdir. Uzun kumsalları, karnaval coşkusunun yaşanması, binaları, yapıları, yaşam tarzları ve yemek kültürleri ile gezmekten keyif alacağınız bir şehir.KumsallarıRio'yu anlatmak için bir çok kavram kullanılabilir. Karnaval, kahve, renkli bir yaşam tarzı ve kumsallar, deniz güneş kum... Rio'da kumsalların apayrı özellikleri vardır. Özellikle Türkiye'de kış mevsimi yaşanırken Brezilya'da yaşanan yaz ayları "bir yudum güneş arayan" gezginler için oldukça güzel bir nedendir. İlk bakışta kumsallarda ki yoğun kalabalık biraz gözünüzü korkutabilir, ancak zamanla sizde bu kalabalığın içinde keyifli vakitler geçirebileceğini anlayacaksınız. Rio'nun plajlarında güneşlenmenin dışında bir çok aktivitede bulunabilirsiniz. Başta plaj futbolu olmak üzere bir çok sportif aktiviteye katılabilirsiniz. Unutmayın en iyi bronzlaşma, hareket halindeyken olur.Rio'yu özellikle Şubat aylarında yapılan meşhur Rio Samba Karnavalı sırasında gezenler bu soruya bir türlü yanıt veremezler. Çünkü çoğu zaman Karnaval Rio'nun önüne geçer. Upuzun palmiye ağaçları, dev dalgalı uçsuz bucaksız kumsallar, 30 metre yüksekliğindeki Corcovado anıtı... Bunların hepsi Rio'nun simgeleri ama ille de samba, ille de samba... Rio Samba Karnavalı ilk kez 1923 yılında yapılmış. İnanması güç de olsa bu çılgın karnavalın katı kuralları var. Orada sadece dans edilmiyor, rengarenk, hayal gücünün sınırlarını zorlayan kostümlerle geçit yapılmıyor. Karnavalda yeni bir hayat kurmanın yarışı var aslında. 3 gün süren Rio Samba Karnavalı ile ilgili birkaç önemli bilgi verelim. Karnaval'da aslında iki lig bulunuyor. Ligin takımlarını Rio'daki dans okulları oluşturuyor. Birinci ligde 16, ikinci ligde 18 takım var. Dans okullarının 3 bin ila 5 bin arasında dansçısı mevcut. Dansçılar yıl boyunca tüm maharetlerini sergileyerek Sambodromo Caddesi'ndeki resmi geçitte yer almanın savaşını veriyorlar. Karnavalda dans edebilmek geçim zorluğu çeken Brezilyalılar için kurtuluşa açılan bir kapı aslında. KarnAval geçidine katılan bir okul, 1.4 kilometrelik yolu yaklaşık 2 saatte sürekli dans ederek geçiyor. Her okulun kullanabildiği iki renk var. Yani giysiler ve dekorlar seçilen bu iki renkle bezeniyor. Karnaval sonunda yılın şampiyon dans okulu seçiliyor. Danscılar yeni bir geleceğe yol almanın planını yaparken neredeyse tüm Rio, kumsallara akıyor.